PARALI ASKERLER          

Konuk Yazar

Emekli İstanbul Yargıcı İzzet DOĞAN


1970 yılında çekimi yapılan ama Türkiye’de gösterimi yasaklanan filmin bir bölümü aradan tam 40 yıl geçtikten sonra önce 2011 yılında TRT Haber’de yayınlandı.

43 yıl sonra da 26 Mayıs 2013 tarihinde D-Smart 2. Kanal Movie Smart’ta yayınlandı.

51 yıl sonra yani 2021 yılının Nisan ayında bu kez Bein Movıes HD de Türkçe yayınlandı ve bizde izleyebildik.

Bu yasaklı ve doğal olarak sakıncalı! filmin özgün adı “You Can’t Win Em All” ve Türkçe ismi ise “Paralı Askerler”.

Filmin çekimleri Türkiye’de gerçekleştirildi, yaklaşık 33 milyon dolar harcandı.

Turistik kaygılarla Türkiye’nin tanıtımına büyük önem verildiği için film; Kapadokya bölgesi, Efes antik kenti, Didim, Çırağan Sarayı, İstanbul Üniversitesi, Said Halim Paşa Konağı, büyük camilerimizin avlularında çekildi.

Film çekim öncesi sansür kurulu tarafından sıkı sıkıya denetlenmiş, Türkiye’nin ve Türklerin aleyhine hiçbir şey bulunamamış ve hatta bazı sahnelerinin çekimine zamanın Genel kurmay Başkanlığı da yardımcı olmuş.

“Paralı Askerler” filminin oyuncuları dünyaca ünlü Tony Curtis, Charles Bronson, Michele Mercier ve ayrıca Fikret Hakan, Salih Güney, Erol keskin, Suna Keskin, Kayhan Yıldızoğlu, Aytekin Akaya ve Yüksel Gözen. Özellikle Fikret Hakan o ünlü oyuncular arasında çok başarılı oynamış.

Filmin konusu 1922li yıllarında Türkiye’de geçiyor. Filmde ‘Josh’ ve ‘Adam’ adında iki paralı askerin silah satmak amacıyla Anadolu’ya gelmesi daha sonra Kurtuluş Savaşı’na Türklerin yanında katılması, Kuvayı Milliye’nin ise bir yandan Milis güçler bir yandan İstanbul yönetimi ve Anadolu’ya saldıran Yunanlarla mücadelesi anlatılıyor.

Sonuçta Josh’ ve ‘Adam’ Kuvayı millîye tarafından tutuklanarak direnişin lideri Mustafa Kemal Paşa’nın (Burada tutukluların huzuruna çıktığı liderin kim olduğu açıkça ifade edilmiyor) huzuruna çıkarılırlar. Birkaç saniyelik bu sahnede Mustafa Kemal onlara şöyle seslenir: “Siz Amerikalı serseriler, Anadolu’ya ayak bastığınız günden andan itibaren ülkeme kargaşadan başka hiçbir şey getirmediniz. Ama ben ikinizi de bir defaya mahsus olmak üzere bağışlayacağım. Sizler de derhal defolup buradan gidecek ve bir daha Türkiye’ye asla geri dönmeyeceksiniz!”

FİLMİN YASAKLANMA NEDENİ

Bu konuyu araştırdığımızda filmin içeriğinde ancak kuşku ile arandığında bazı küçük eleştiriler yapmak mümkün. Fakat filmin yasaklanması bu küçük kuşkulara bile dayanmıyor.

Filmin yasaklanma nedenini Fikret Hakan NTV’de şöyle anlattı:

“O zaman Hafta Sonu gazetesinde gazetecilik yapan, sözü geçen bir kadın muhabir sete geliyor Charles Bronson ve Fikret Hakan’la görüşeceğim diyor. Bronson da “Bu ne laubalilik, öylece gelip röportaj yapamazsın. Menajerimle konuş öyle randevu al” diyor. Bunun üzerine muhabir filmi kötülemeye başlıyor. ‘Vatanımızı kötüleyen, Yüce Önder Atatürk’ü yerden yere vuran filme kendi elimizle hizmet ediyoruz’ diye klasik, alışkın olduğumuz şeyler yazıyor. (…) Halbuki bu bir macera filmi. Sette İngilizce bilen dışişleri yetkilileri var. Cumhurbaşkanlığının desteği var. Devlet demiryollarının desteği var.”

Filmde Yüzbaşı Enver adlı bir Türk subayını canlandırdığını belirten Salih Güney’de:

“Bu film, bazı kişilerin kaprisleri yüzünden yasaklandı. Charles Branson’un bir gazetenin röportaj teklifini geri çevirmesinin ardından film aleyhine kampanya başlatıldı. Bizleri vatan hainliğiyle suçladılar. Hatta kızım olduğunda ‘vatan haininin kızı oldu’ diye haber yaptılar. Filmde çalışan bir kişinin işinden olmasıyla birlikte bu propaganda iyice arttı.”

“Bu film, İstanbul’un tarihi bölgeleri ile Efes gibi yerlerde çekildi. Müthiş bir Türkiye reklamı yapılıyordu. Ben ve Fikret Hakan, Osmanlı subaylarıydık. Bu bir rol. Vatan haini ilan edildik” dedi.

Amatör bir sinema seyircisi olarak ben bu filmde ne gördüm?

Kurtuluş savaşının ne kadar doğru ve haklı olduğunu, filmin turizm bakımından o zaman Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağını, eğer filmdeki lider Mustafa kemal Paşa ise ta o günlerde öngörüsünün ne kadar doğru olduğunu, ayrıca filmin üçüncü sırada oyuncusu olan Fikret Hakan’ın o günlerde Amerika’ya gitmeyerek bir Ömer Şerif olma fırsatını kaçırdığını ve vatan haini suçlamasının ne kadar keyfi kullanıldığını.

İnanılır gibi değil ama gerçek!