Bir ÖSS daha geride kaldı…

Bir iki hafta sonra sonuçları açıklanacak. Sınava giren yaklaşık 1 milyon 600 bin insanın yüzde 80’i yani 1.3 milyona yakını hayal kırıklığına uğrayacak.

            Kimisi umudunu bir başka sınava bırakacak, kimisi bir iş bulma telaşına girecek, kimisi elimden bir iş gelmez diyerek içine kapanacak; hayata küsecek, belki de geçireceği depresyonla kopup gidecek toplumdan!

            Dünyanın hiçbir yerinde, gençlerinin geleceğini böyle bir sınava ihale eden ikinci bir ülke yoktur herhalde! Yine üç saatlik bir sınav  insanların geleceğini bu kadar etkilemiyordur sanırım…

            Ve yine bu üç saatlik sınav sonucunda üniversiteyi kazananları bu kez de, iş bulma kaygısı esir almıyordur..!

            Türkiye’deki resmi işsizlik oranı yüzde 10 civarında. Ne yazık ki üniversite kapısında bekleyenlerle üniversite mezunu işsizler bunun büyük bölümünü oluşturuyor.

            Üniversitelerin dış kapısının dışında bekleyen bu insanların çoğunun elinden bir iş de gelmez. Çünkü bütün geleceklerini, bütün planlarını bu sınavı kazanma düşüncesi üzerine kurgulamışlardır.

            Üniversiteyi bitirenlerin büyük bölümü de üniversiteye giremeyenler gibi iş bulma hayaliyle yatıp kalkmaktadır.

            Milyonlarca genç insanın sadece tüketici konumunda olması bu ülke için büyük bir kayıp!

            Tüketmenin yanında üniversiteye girmek için harcanan masraflar da boşa gitmiş oluyor aynı zamanda…

            Türk Eğitim Derneği’nin yaptığı bir araştırmaya göre 2004 yılından bu yana üniversiteye girmek için çabalayan insanların harcaması 8.4 milyar doları buldu. Öğrenci başı ortalama yıllık harcama 1646 dolar… Son 15 yılda 21 milyon kişi üniversiteye girmiş ve bu süre içinde ÖSS maratonu için harcanan para 34.5 milyar dolar…

            Rakamlar çarpıcı ve düşündürücü…

            Üniversiteye giremeyen milyonlarca insan çaresizlik içinde tekrar ÖSYM’nin kapısında kendini bulurken, 24’ü vakıf olmak üzere 100’e yakın üniversiteden mezun olan bir çok öğrenci mesleğini icra etmek, bir işe kapak atmak için ter dökmektedir.

            Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın yayınladığı “Eğitimli Küskünler Dosyası” isimli rapora göre Türkiye’de 10 bin doktor işsiz ve tıp fakültelerinden her yıl 4.500 kişi mezun oluyor. 18 bin veteriner, 35 bin ziraat mühendisi, 50 bin diğer mühendis ve mimar işsiz şu anda…Bunlara biyologdan tarihçiye, kimyagerden peyzaj mimarına kadar diğer işsizleri de siz ekleyin…

            Büyük şehirlerdeki semt pazarlarında çalışanların yüzde 30’u ise üniversite mezunu. Yani kendi işlerinde çalışmıyor…

            Sözün özü bu tablo insanın içini kararttığı gibi ülkemizdeki toplumsal beklentileri demoralize ediyor!

            Ülke ekonomisinin durumu ve istihdam kapasitemiz ortada, sorunun çözümünü herkes biliyor ama icraat anlamında etkili ve yetkililerimizin bir şeyler yapması lazım.

            Bunu sokaktaki vatandaş değil ülkeyi yönetmeye soyunanlar yerine getirecektir.

            Sosyal devletin görevidir vatandaşına iyi bir yaşam standardı sağlamak. Vatandaşın devlete karşı görev ve sorumlulukları elbette vardır.

Ama devlet vatandaş için vardır. Vatandaş devlet için değil! Devleti vatandaş oluşturmuş refahını, güvenliğini, sağlığını, eğitimini sağlamak ve organize temek üzere…

Bu yüzden diyoruz ki devleti yönetenler çözüm bulmak zorundadır…

Üniversite kapılarında bekleyen insanlara el atmalıdır. (Herkesi üniversiteye almak da çözüm değil!)

Ne yapılabilir?

ılk akla gelenler herkesin dile getirdiği ama bir türlü yaşama geçirilmeyen noktalar:

Mesleki yönlendirme daha alt yaşlarda başlamalı ve üniversite bir meslek sahibi olup geçimini kazanmak için tek başvurulan kapı olmamalı…

            ınsanların seçtiği meslekte uzmanlaşması sağlanmalı.

Yani bir döner ustası iyi bir dönerci olarak, bir kuaför profesyonel bir kuaför, bir terzi iyi bir modacı, bir öğretmen, doktor,mühendis, mimar donanımlı birer meslek erbabı olarak yetiştirilmeli…

Böyle olmadığı müddetçe istediğiniz kadar üniversite sayısını arttırın, istediğiniz kadar öğrenci alın sorun çözülmez.

Birincisi kaliteli eleman yetiştireceksin, ikincisi özel sektörle birlikte istihdam alanları yaratacaksın…

Bu ikisi olmadığı zaman şu anda yaşanan acılar ve hayal kırıklıkları yaşanır. Ve…

            Ve işi gücü olmayan, suç işlemeye hazır milyonlarımız olur. O zaman da kapkaççılık, kaçakçılık, vurgunculuk, sahtecilik, hortumculuk sıradanlaşır!

           

           

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.