Toplumsal, fotoğrafımız, istisnalar hariç iyi okumadığımızı, yaşam için çok faydalı olan bilgileri öğrenmekte pekte istekli olmadığımızı gösteriyor.

Gidin, bakın kütüphanelerde okuyucu olarak kimseyi bulamazsınız. Ama dumanlı mekânlar tıklım, tıklım doludur. Gazete bayilerinde koca şehirde, satılan gazete sayısı o kadar azdır ki, üzüntüden kahır olmamak elde değil. Satılan gazetelerin büyük bir bölümüne de yalnız bakılıyor ve okunmuyor. Çok dikkat etmişimdir ekseriyetle adam gazeteyi alır, ilk iş olarak spor sayfalarına bakar ondan sonra magazin haberlerine bir göz atar ve gazeteyi katlar bir daha açıp okumaz.

Bu nedenle ülkemizde çıkan gazetelerin büyük bir bölümü renkli, süslü, magazin ve dedikodu haberleri içeren spor sayfaları çok fazla olacak şekilde yayınlanır. Yabancı basın ise renksiz, ciddi, bilimsel makalelerle dolu, az sayfalı olarak satışa arz edilir.

Öte yandan; kitapçılığımızda bitti, sayılır. Evlere süs olarak alınan kitaplar bir daha açılıp okunmaz.

Görsel medya dediğimiz, televizyonlarımızın da bir kaç istisnası dışında, reytinge göre ağrılıklı olarak magazin,dedikodu ve faydasız dizilerle zaman doldurur, eğitici öğretici bilgiler reyting almayan izleyicisi az olan kanallarda ve ilgisiz saatte yayınlanır.

Neticede; vardığımız nokta, toplumsal ve bireysel yaşamımız için gerekli olan bilgileri yeternice öğrenememiş olmamızdır. Kuşkusuz her konuda olduğu gibi bu hususta da istisnalar vardır.

Geçenlerde bir kanalda izliyoruz, muhabir yurttaşlardan soruyor. “Tansiyon nedir?” bilen yok. Belki 15 kişiye sordu. ılgisiz yanıtlar veriyorlar, üstelik güzel giyinimli bay ve bayanlar bilemiyorlar bu çok önemli konuyu. Bir bey tansiyonla, enflasyonu birbirine karıştırıyor, başlıyor anlatmaya, sebepleri sonucu ve çözümleri bir, bir sıralıyor, şaşırıyorum. Birçok konuda bilgi fakiriyiz. Daha ziyade lüzumsuz faydasız boş bilgileri öğrenmekle zaman öldürüyoruz.

Çıkıp anket yapalım, kaç kişi Fırat’ın kollarını sayabilir. Kaç kişi dalağının yerini gösterebilir ve kaç kişi pankreasın ve safra kesesinin işlevini anlatabilir.

Ama; hemen hemen büyük bir çoğunluk bir artisin eski eşlerinin ve yeni eşinin yediği yemeği söyleyebilir. Bir futbolcunun yaşamından kesitleri merak eder, fakat tansiyon nedir bilmez. Bana göre bazılarımız okumuyor yanlız sadece bakıyor.

Bu gidişin farkına varıp, ayılmazsak vay halimize.

Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.