
Mehmet Göncü
15 Ağustos 2007
Bazen düşünüyorum. Galiba bilmiyorlar, diyorum kendi kendime. şehrin muhtelif yerlerinde bulunan çöp bidonlarına güzelim yiyecekleri ve ekmekleri bayatlatıp atan bazı müsrif, cahil insanlar acaba dünya nüfusunun üçte ikisinin aç olduğunun bilincinde mi değiller? Yoksa bencil oldukları için mi bu yanlış davranışı sürdürüyorlar?
Ama bir gerçek var; Kimsenin lambası sabaha kadar yanmaz. Bakarsın bir gecede kişi varlıklı durumdan yoksul hale gelebilir.
Ben şahsen bu şekilde yaşamı alt üst olmuş çok adam tanıdım. Gençlik yıllarımda Birinci Dünya Savaşı’na katılmış bir çok şahısla konuştum ve bu konuda önemli tarihi kitaplar okudum.
Kıtlık yıllarında yaşanan sefalet tek kelime ile insan onurunu yok eden hadisedir. Bu nedenle aç kalan insanın nelere katlandığına dair birkaç örnek vermek istiyorum.
1871’de Paris’in Almanlar ve Kralcılar tarafından kuşatılması esnasında şehir halkı fare bile yemek zorunda kalmıştır. Keza, ıkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’da bir kilisenin mahzeninde kilitli olarak unutulan tutuklular birbirlerini kura çekerek öldürmüşler ve etlerini yemişlerdir.
Ülkemizde de savaş yıllarında yaşanan kıtlık anılarını bilmeyen, duymayan yoktur. Rus işgali sırasında doğu illerimizden güney illerine kaçan muhacir kardeşlerimizin acıklı halleri ve bir gecede nasıl bir lokma ekmeğe muhtaç olduklarını bizzat kendilerinden dinlemişimdir.
Yazımın konu başlığı olan israf meselesine gelince… Geçenlerde bir tencere bayatlamış pirinç pilavının çöpe dökülmüş olduğunu görünce bu makaleyi gündeme almayı düşündüm.
Efendim, bırakın bir tencere pirinci bir tekini bile zayi etmeye hakkımız yoktur. Herkes tabağında bir tek pirinç dahi tüketmeden bırakıp, artık etse, o gün için dünyada artık pirinç miktarı binlere milyarlara ve sayıların yetmeyeceği rakamlara ulaşır. Ve Grostonlarca pirinç zayi olur.
Kısaca; ben yaşam enerji kaynaklarımız olan yiyeceklerimizi ve su kaynaklarımızı çeşitli sebeplere bağlı olarak zayi ve israf edenlere sesleniyorum; Siz hiç çeltik tarlalarında o ürünleri alın terleri ile elde etmek için yarı bellerine kadar suya girmiş işçi kardeşlerimizin, bacılarımızın vücutlarına yapışmış su sülüklerini nasıl temizlediklerini ve acılı hallerini gördünüz mü? Görmediyseniz, lütfen araştırın, okuyun ve öğrenin. Ve bu manada da istirham ediyorum; hiçbir yiyeceğinizi israf edip çöpe atmayınız. Zira, israf bir insanlık ayıbıdır.
Ayrıca; ıslâm dininin yüce Peygamberi (s.a.) “Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Sofraya aç oturun ve aç kalkın ama tabağınızı mutlaka bitirin, geriye artık bırakmayın” öğüdünde bulunuyor. Tabi ki anlayana.
Çok şükür güzel ülkemiz şimdilik her bakımdan zengin bir konumdadır. Aman dikkat edelim ve çok önem verelim. Çeşitli israflarla bu şansımızı zorlamayalım. Unutmayalım ki doğada, su ve hava dahil, hiç ama hiçbir kaynak sınırsız değildir.
Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla…