Urfa’da yetiştirilen kırmızı biberden elde edilen “ısod”umuzun (kırmızı pul biber) ve sert kabuklu “Fıstık”ımızın belâlısı-belâsı hiç şüphe yok ki Aflatoksin” denilen zehirdir.

Üretim sırasında ürünlere tebelleş olan az bir miktarı bile ürünün değerini büyük ölçüde düşürmekte, ihracat şansını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Onun için çok dikkatli olmak aflatoksini isod’a ve fıstığa yanaştırmamak zorundayız.

Nedir bu Aflatoksin? Araştırmalar sonucunda Brezilya’dan getirilip yem yapımında kullanılan yerfıstığından kaynaklandığı anlaşılmış. ıngilteredeki bazı çiftliklerde 1961 yılında hindilerin topluca ölümlerine sebep olmuş. Aspergillus flavus küf’ünün ürettiği bir toksin(zehir) olduğu biliniyor. Çok küçük miktardaki dozları bile öldürücü. Kanserojen, protein sentezini engelleyici, karaciğeri tahrip edici, enfeksiyon duyarlılığını arttırıyor. Hayvanlarda verim düşüklüğüne sebep oluyor. Tabii saydığımız bitkilerde de ekonomik değerin düşmesinde başrolü oynuyor.

Mikroflora olarak teşekkül eden Aspergillus flavus; bitki, hayvan bünyesi, toprak ve havada bulunabilir. Birçok araştırıcı fıstığın hasattan öncede aflatoksin içerebileceğini ortaya koymuşlardır. Ama hasat sırasında yumuşak kabuğun zedelenmesiyle çekirdeğin aflatoksine bulaşması kolaylaşmaktadır.

ısod’un üretimi sırasında ise kırmızı biberlerin hijyenik olmayan ortamlarda kurutulması, iyice kurumadan pul biber haline getirilmesi veya sağlıksız ortamlarda bekletilmesi aflatoksini davet edici sebeplerin başında gelmektedir.

26-37 derece C ile yüzde 83 oranındaki nisbi nem Aspergillus flavus’un gelişmesi için uygun şartlardır.

Emeklerin boşa gitmemesi, ürünlerimizin arzu edilen ekonomik değerlere kavuşması için bilhassa üretim sırasında uygulanacak şartların yerine getirilmesi gerektiği iyice bilinmelidir. Fıstık için daha elit imkânlar kullanılmakta ise de isot için hijyenik ortamlara dikkat edilmesi, noksanlıklar var ise uygun hale getirilmesi elzemdir. Bilhassa Belediyemizin temin ettiği “mikro kredilerle” üretilen isotların alıcı kitlesi de aşağı-yukarı hazır olduğundan üreticilerin denetlenmesi muntazam yapılmalı, bilgilendirme çalışmalarına önem verilmeli, periyodik üretimlerin her mevsimde biribirinden âlâ olmasına çalışarak bu alanda sertifikalı üreticiler kazanılmalıdır.

Zira, Urfa’mızın isot üretimi ile ilgili bir namı vardır. Bu namın standartlara uyularak devam ettirilmemsi elbette hepimizin yararınadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.