Tarihi mirası, toprak katmanlarından aramak, gün ışığına çıkarmak dönemlerini belirleyip bu dönemlere ait özellikleri ve her türlü sanat yapıtları somut bir şekilde ortaya koymak, belgelemek arkeoloji ve sanat tarihi bilim dallarının kapsam alanlarına girer.

Bu bilim dalları bunları yaparken de insanlık tarihine ayna tutar, kültürel farklılıkları ve coğrafik özellikleri, folklorik değerleri, en önemlisi inanç ve ekonomiyi de çok iyi şekilde dönemlerini kazılar aracılığıyla kanıtlar. Ayrıca insan ırkları, gündelik yaşam, sosyal hayat ve fiziki şartlar da yine ele geçirilen bulgulara dayanarak belgelenir.

Değerli okuyucularım, ilimizin 15 Km kuzeydoğusunda ve Örencik köyünün de 2,5 km kuzeydoğusunda bulunan Göbeklitepe’deki 11 yıldır yürütülen arkeolojik kazıları ve kazılarda ele geçirilen bulgular bilim dünyası açısından önemli gelişmelerdir. Henüz 1/3’lik kazı çalışmalarının yapıldığı bu alanda ıngiliz yazar David Rohl’un ortaya atmış olduğu tezler bilimsel geçerliliği tam kanıtlanmamıştır. Ancak konuyu Alman haftalık dergisi “Adem’in Cenneti” diye Almanya’da yayınlayan Der Spiegel dergisi okuyucularına ilimizdeki Göbeklitepe’nin tanıtımı haliyle kendi hemşerilerinin yürütmüş olduğu arkeolojik kazının gelinen ve elde edilen bulgulara dayanarak bu haberi yapma gereği hissetmiş olabilir.

1963 yılında ıstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi işbirliğiyle Prof.Dr. Halet Cambel tarafından ilk bulgulara rastlanmıştır. 80 dönüm alan kapsamı olan Göbeklitepe 1995 yılında da Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından Göbekli kazıları başlatılmıştır. Prof. Dr. Harald Hauptmann öderliğinde başlatılan kazı daha sonraları Prof.Dr. Klaus Schmidt tarafından kazı günümüze kadar getirilmiştir. MÖ. 11.500 tarihine dayanan Göbekli kazıları tapınaktaki steller ve bu stellerdeki hayvan figürleri en iyi şekilde kanıt göstermektedir.

Taş Devrinden yerleşik hayata geçildiği bu dönem aynı zamanda Uygarlık ve medeniyetin başlangıcı, günümüz modern hayatının da temellerinin atıldığı da söylenebilir. Türkiye, Suriye, Irak ve ıran sınırlarının kapsam alanlarına giren Göbeklitepe’deki kazılar buraların da yerleşik hayata geçtiğini bu bulgularla somut bir şekilde öne sürmektedir.

Söz konusu Göbeklitepe kazılarının geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinden Celal Özkan tarafından manşete taşınarak tüm Türkiye’nin gündemine getirilip insanlarımızın dikkatini buraya çekmiştir. Bu durum hem sevindirici, hem de üzücüdür. şanlıurfa gibi her tarafı tarihi kültürel mirasların merkezi durumunda olan ve dünya inanç değerleri açısından önemli bir noktada olan bir yerin tanıtımı elbette sevindiricidir. Ancak arkeolojik çalışmalarının henüz bitmemiş, bilimsel sonuçlarının tam varılmadan bu yere insanların akın etmesi bilinçsizce kazı alanına girmesi, bilim adına üzücü bir durumdur.

Bu durumda Urfa yerel yöneticileri tarafından kazı alanının koruma altına alınması, tel örgülerle çevrilmesi ve kazı alanının uzaktan seyredilmesi için sınırlar çektirilmesi, kaideler oluşturulması, kazıda ele geçirilen tüm bulguları ve eserleri kent merkezinde Göbekli tepe Müzesi oluşturulup bu müzede bu eserlerin sergilenmesi ayrıca bu eserlerin kataloglara dönüştürülüp, kazı tanıtımı yapılması gerekir. Aksi takdirde insanlarımız kazı alanına giderek bilinçsiz hareketler, fotoğraf çekmeler, piknik yapmalar uğruna bu 10 yıllık gelinen noktayı tanımaz hale getirebilirler. Bu durumda başta bilim dünyası kaybeder sonra da Urfa’mız kaybeder.

ıslam medeniyeti açısından önemli bir konumda olan şanlıurfa aynı zamanda tüm dinlere ait örnekleri de çeşitli şekillerde varlığını ortaya koymaktadır. ışte Göbeklitepe de bunlardan biridir. Bu durumda Urfa’nın topraklarının değeri, kültür ve sanatının zenginliği, mimari ve düşünce yapısı, coğrafik konumu tüm dünyaca kabullenmiş olup bu kazı çalışmalarındaki gelişmeler de bütün gözleri buraya çevirmiş durumdadır. Dolayısıyla Sayın Valimiz Yusuf Yavaşçan, Belediye Başkanımız Sayın Dr. A.Eşref Fakıbaba, Kültür ve Turizm Müdürümüz Sayın Selami Yıldız ve Harran Üniversitesi sanat tarihi bölümüne büyük sorumluluklar düşmektedir. Turizm açısından önemli bir bulgu olan Göbeklitepe kazı buluntuları beraberinde ilimizin kalkınma projelerinin geliştirilmesi fikrini de getirmektedir. Dolayısıyla bu konuda Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde bulunan arkeoloji ve sanat tarihi bölümünden mezun olan öğretmenlerin eylül ayındaki kazı çalışmalarına kazı destek grubu adı altında valilik tarafından görevlendirilmeli, kazının bir an önce bitmesi için herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.