Urfa eski Valisi Muzaffer Dilek’in anılarını paylaştığı kitabı yayınlandı. Her anı kitabı, hayatın aynı dönemini paylaşanlar için ilginç anları ve anıları çağrıştırır.
Genç bir Mülkiyeli iken Suruç Kaymakamlığıyla tanıdı Urfa’yı. Valiliği sırasında, o tarihlerde rahmetli Naci İpek ağabeyimizin 2. Basımı yapılan “Şiirlerde Urfa” kitabının kendisine sunulması dolayısıyla 17 Mart 2001 tarihinde “Yaşadığı Şehrin Sevdalısı İçin” başlıklı bir yazı yazdı ve Kaymakamlık günlerini şöyle anlatıyordu:
“Kitaplara olan tutkum nedeniyle, Urfa ilinin adının daha Şanlıurfa olmadığı 1980’li yılların başlangıcında Suruç Kaymakamı iken il merkezine geldiğimizde boş zamanımın önemli bir kısmını sayın İpek’in küçücük dükkanında kitapları incelemekle geçirirdim. Tabii ki o yıllarda ben Naci İpek’i bir kitapçı esnafı olarak tanır ve entelektüel tarafını ve birikimini bilmezdim, o ise beni hiç tanımadı sadece ara sıra ortaya çıkan aşina bir müşteri sıfatıyla merhabalaştık o kadar. Eşim ve o zamanlar altı yaşlarında olan oğlum Umut’la birlikte izinsiz bir misafir gibi bu küçük ama sevimli kitapçı dükkânına nasıl bir külfet getirdiğimizi şimdi daha iyi anlıyorum. Yaşadığı kente âşık olan Naci beyin yaratıcılığın ürünü olan eserinin değerlendirilmesinde kendimi güçsüz ve çaresiz hissediyorum. Dedim ya, sanat konusunda söz etmek haddimi aşar ama sevgiyle emekle yaratılan her eser gibi bu şiirlerin de yazıldığı toplumda hak ettiği yeri bulacağına inanıyorum. Kitaplar önce söz vardı diye başlangıç yapsa da önce duygu ve düşünce vardı, ancak söz bunları ifade etmek içindi, diyebiliriz…”
*****
Sadelik ve inceliği yanında görev duygusu çok güçlüydü. Çeşitli basın ve yayın organlarında, bizim de tanığı olduğumuz kısa görev süresi içinde Urfa’ya bıraktığı kalıcı faaliyetlerini genç kuşaklar imrenerek izleyecektir. Bunun yanında görev icrasındaki tutum ve davranışlarının asık yüzlü olmayan bir devlet ciddiyetiyle yasalara ve sorumlu olduğu şehre saygılı sınırlar içinde nasıl yürütüldüğüne ilişkin üç anımı paylaşmak istiyorum.
1.1999 seçimleri sonucunda Bülent Ecevit başkanlığında bir koalisyon hükümeti kurulmuştu. 2001 yılı ilkbaharında atanmış olduğum DSP İl Başkanlığının kaçıncı ayıydı hatırlamıyorum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ve ona ev sahipliği yapan milletvekilimiz, eski Devlet Bakanımız Cenap Gülpınar bir ziyaret için Urfa’ya gelmişlerdi. O zamanlar siyasî partiler arasında centilmenlik geçer akçe olduğu olduğundan Sayın Bakanımız ve Milletvekilimiz, ortağı oldukları koalisyonun büyük partisine bir nezâket ziyaretinde bulunmayı arzu etmişlerdi. Misafirlerimiz, dış kapısına Vali Muzaffer Dilek’le birlikte geldikleri parti binasına girdiklerinde kapıda karşılayıp koltuğuma dâvet ettiğim Bakan Yaşar Okuyan, “Başkan, siyasete devam edeceksen, sakın koltuğunu kimseye ikram etme”” diyerek rahmetli Cenap Ağabey’i de gülümseten bir de latife yapmıştı.
Vali Muzaffer Dilek’e gelince, parti binasındaki ziyarete iştirak etmemiş, cadde üzerinde park ettiği makam arabasında Bakan ve Milletvekilini beklemişti. Devlet görevi başka, politika başkaydı.
2.Sene 2001, yaz sonları. Bir ziyaret için randevu alıp Vali Muzaffer beyin makamına gitmiştim. Kısa bir süre sonra Özel Kalemden bir Bakan’ın aradığını söyleyip bağladılar. Bakan Bey nâzik bir şekilde, yeğeni olan genç kızın atamasının Akçakale ve Ceylanpınar arasında, hudutta bulunan bir köye çıkmış olduğunu söyleyip bu sıkıntılı durum için Vali Bey’den yardımcı olmasını rica ediyordu. Muzaffer Bey, “Sayın Bakanım, bu atama Norm Kadro mevzuatına göre yapılmış, bu mevzuata göre atamadan sonra bir yıl yer değişikliği mümkün değil biliyorsunuz”, diyerek ‘Norm Kadro’nun kendisinin de üye olduğu Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulduğunu Bakan beye hatırlattı. Bakan Bey buna karşılık nazikçe teşekkür ederek telefonu kapattı.
3.Partiden ayrıldıktan sonraki bir tarihte ŞURKAV’la ilgili bir hukuksal mesele için Valiliğe gittiğim tarih, 2002 yılı seçimlerinin yapıldığı Kasım ayının sonlarıydı. Daha kahvemden bir yudum almamıştım ki Özel Kalem Vali Bey’e, yeni milletvekillerinden birisinin telefonda olduğunu söyledi. Anladığım kadarıyla Karaköprü’ye doğru inerken Diyarbakır asfaltı üzerinde bulunan bir benzinliğin verilmeyen ruhsatı için arıyordu Milletvekilimiz. Muzaffer Bey, ruhsatı imzalaması için aşırı ısrarda bulunan vekilimize bunun yasaya aykırı olduğunu ve bu ruhsatı imzalamasının mümkün bulunmadığını anlatması 10 dakikadan fazla sürdü. Netice alamayınca, “Sayın vekilim” dedi. “Kanuna aykırı olan bu ruhsatı ben imzalayamam. Çok ısrarlı iseniz beni görevden aldırırsınız, yerime gelen Vali imzalarsa imzalasın” deyip telefonu kapattı.
Kahvelerimiz buz gibi olmuştu.



