Bir babanın evlâdına güzel bir isim koyması babalık görevleri arasında olduğu gibi, bir Hükûmetin veya Belediyenin ortaya koyduğu eserlere güzel isimler vermesi de görevleri arasındadır.

Bin yıllara dayanan bir tarihimiz, üç kıt’ayı kuşatmış bir coğrafyamız, kâinata yön vermiş bir dinimiz ve bu nimetlerin içinde yer almış yüzbinlere bedel değerli isimlerimiz olmasına rağmen nedense bu konuda bir kısırlık yaşıyor, yaptığımız işlere mânâsı, “albeni”si olan isimler veremiyoruz.

Bugünlerde, herhalde orada yapılan düzenlemeler dolayısıyla Belediye yetkililerimizin ağzında bir “Lekler Caddesi” lâfı dolaşıyor. Nedir bu “Lekler Caddesi”.. 70 ine merdiven dayamış bir Urfalı olarak ben bunun mânâsını ve tarihini bilmiyorum. (Bu benim noksanım da olabilir.) Ama bilenler varsa bu itici ismin mânâsını lütfen izah etsinler. Daha önceki yıllarda incecik olan ve elektrik direkleri ile kazıklanmış bu yola “Lekler Caddesi” demeğe devam etsinler.

Halbuki bugün durum hayli değişmektedir. Dikkate alınmalıdır. Bizde bir yola veya caddeye başlanğıçta ne denilirse o isim öylece sürüp gidiyor, kolay kolay değiştirilemiyor. Örneğin; önceki Belediye döneminde bir Cadde açıldı. Adına “24 Metrelik Yol” dediler. Sonra aynı dönemde ismini “Yunus Emre Caddesi” olarak değiştirdiler. Eloğlu daha 18.asırda Avrupa’da 100-150 metre genişliğinde Caddeler açmış, bunları genişlik metresi ile değil de uygun bir isimle işletmeye (ulaşıma) sunmuşlar. Biz yolumuza başlanğıçta “Yunus Emre Caddesi” deseydik ve Cadde bu isimle doğmuş olsaydı daha iyi olmaz mıydı? şimdi ilk ismi zikr’edilmese hâlâ pek bilen yok. Yazık değil mi Yunus Emre’ye.. Ve kullanılamayan bu güzel isime…

Bu “Lekler Caddesi” de öyle.. Herkes biliyor ki, yakın bir zamanda Lekler”i de, “Leylekler”i de utandıracak bir Cadde ortaya çıkacak. Ama adı kolay kolay silinemiyecek. Buna işin başında “Haleplibahçe Caddesi” veya örneğin “Fuzuli Caddesi” gibi bir isim koysak ve bu isimle birlikte orayı abad etsek, olmaz mı? Her bakımdan tarihi ve kültürü zengin olan bir Ülkede veya bir şehirde bu iş hiç de zor değildir. Yeter ki, bu güzellikleri de benimseyip ona göre hareket edelim.

Sonra, tarihi bir şehirde sokak ve cadde isimlerini, isim yerine sayılarla adlandırmak da bizce zengin bir kültürün işareti olamaz. 1.2.3.- 5.10…-58.nci sokak demek “Uydu” ve “Uyduruk” kentler de kolaylıktır ama her köşesi, her bucağı tarihi bir çeşmeyi, tarihi bir camiyi, hanı hamamı, çarşıyı barından ve bunları inşa edenleri hatırlatan şehirlerde numaralama kolaylığına tenezzül etmek biraz da geçmişinden utanmak gibi bir kimliksizliktir. Kanaatimizce doğru değildir.

Ayrıca 14 bin yılı kapsayan tarihi şehrimizde geçmişte konulmuş yanlış, isabetsiz isimler de olabilir. Örneğin bir “Mezarlık Sokak” hoş mu? Buraya “Ölüler Sokağı” da denilse, galiba hemşehrilerimiz sesini çıkarmayacak…

Başka şehirlerde sanıyorum bu gibi yanlışlara halk tahammül edemiyor. Buldukları yeni ve uygun ismi muhtarları aracılığı ile Belediye’ye bildiriyor, adreslerini yeni levhalarla güzelleştiriyorlar.

Bizler de bu konuda biraz aktif hareket edip Belediye Meclisine yeni önerilerimizi sunmalıyız. “Lekler Caddesi”ne ve benzeri isimlere mahkûm olmamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.