Köşe Yazısı

Anılarda bayramlar

Av. İzzet Doğan

Av. İzzet Doğan

Tüm Yazıları Gör

“Yaza dönsün kışınız, bayramlar bayram olsun” der dizelerinde Abdürrahim Karakoç. Ardından içimizi burkan bir sitem yükselir:

“Ana, bu bayram mı? Çok ayıp…

Çocukken gördüğüm bayramlar hani?”

Bu soruyu aslında hepimiz kendimize soruyoruz. Çünkü bayramlar sadece takvimde yer alan günler değil; hatıraların, duyguların ve birlikte yaşanan anların toplamıdır. Bu yüzden “Nerede o eski bayramlar?” derken, aslında kaybettiğimiz şeyin zaman değil, o zamanın ruhu olduğunu dile getiriyoruz.

Eskiden bayramlar, hazırlıklarıyla başlardı. Evlerin temizliği yalnızca bir düzen arayışı değil, misafire verilen değerin bir göstergesiydi. Yapılan her alışveriş, hazırlanan her yiyecek, kurulacak sofraların ve paylaşılacak anların habercisiydi. Çocuklara alınan yeni kıyafetler, onların gözlerindeki heyecanın en saf yansımasıydı.

Bayram sofraları yalnızca yemeklerin değil, gönüllerin de birleştiği yerlerdi. Börekler, sarmalar, tatlılar aslında birer ikramdan çok sevginin dile gelişiydi. Kolonyanın ferahlığıyla birlikte evlere yayılan o sıcaklık, insanın içini de aydınlatırdı.

Bayramlar, kırgınlıkların anlamını yitirdiği, küslüklerin yerini sarılmalara bıraktığı günlerdi. Çünkü bayram, hatırlamaktır; hatır sormaktır, gönül almaktır.

Çocukluğumuzun bayramları ise bambaşka bir dünyaydı. Meydanlarda kurulan salıncaklar, dönme dolaplar, atlı karıncalar… Karagöz ile Hacivat’ın neşesi… O kalabalığın içinde hissedilen sevinç, bugün bile içimizi ısıtan bir hatıradır. Çocuklar için bayram; oyun, kahkaha ve küçük mutlulukların büyük anlamlar taşıdığı bir zamandı.

El öpmek ise sadece bir gelenek değil, saygının ve sevginin en sade ifadesiydi. Bir avuç şeker ya da verilen küçük bir harçlık, aslında büyük bir değerin sembolüydü: Hatırlanmak ve sevilmek.

Günümüzde ise bayramlar değişti. Özellikle büyük şehirlerde insanlar kalabalıklar içinde yalnızlaştı. Komşuluk ilişkileri zayıfladı, kapılar kapanırken gönüller de uzaklaştı. Bayramlaşmalar ekranlara sığdı, samimiyet ise çoğu zaman satır aralarında kayboldu.

Çocukların bayramı artık meydanlarda değil, ekranların içinde yaşanıyor. Oysa bayram, dokunmaktır; yan yana gelmek, aynı sofrayı paylaşmak, aynı duyguda buluşmaktır.

Ekonomik zorluklar da bayramların coşkusunu gölgeliyor. Birçok insan için bayram, sevdiklerine kavuşma imkânı bile bulamadan geçiyor. Oysa bayramın gerçek anlamı; paylaşabilmek, hatırlamak ve hatırlatmaktır.

Yine de bayramların ruhu tamamen kaybolmuş değildir. O ruh, hâlâ bir kapıyı çalıp “İyi bayramlar” diyebilenler de, bir büyüğün elini tutup öpebilenler de, bir çocuğun gözlerindeki heyecanda yaşamaya devam ediyor.

Belki de mesele, eski bayramları aramak değil; o bayramların ruhunu bugüne taşıyabilmektir.

Kardeşliğin yeniden hatırlandığı, sevgilerin çoğaldığı, gönüllerin yakınlaştığı; sağlıklı, umut dolu ve gerçek anlamıyla yaşanan bayramlara…

Bayramınız kutlu olsun.

0 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir