Bu konu beni aşar dedim ama dayanamadım.

Bu şehrin bireyi olarak objektifliğimi korumaya çalışarak evrenselleştirilmemiş Evren sanayi ile ilgili ben de iki çift laf edeceğim.

Eğer birileri şehrin merkezine “Ben, tavuğumla, koyunumla, kuzumla, ineğimle gelirim; bu benim ekmek kapım…” Derse!

Sen de “Ne olacak canım, gelsin. Tatarcık denilen illet hayvanın peydahladığı şark çıbanı ‘güzelliği’ çocukların yüzünde çiçek gibi açsın… Tescilli mührümüzdür…” dersen…

“şehirli olmak adına, şehir kültüründen nasibini almamışsın” derim.

Neymiş?

Ekmek kapısı!

Tam 20 yıldır Evren sanayiyi gitmemek için ayak süren, direten, direnen;

“Ekmek kapısı”

Peki ya sanayiye taşınan esnaf?

Onların suç ne?

Yukarı sanayiye giden müşterinin yolunu kesmek, hangi vicdana, hangi geleneğe, hangi dine sığar?

Siftah etmeyen komşu geleneğine mi?

Ahilik geleneğine mi?

Efendim, Akçakale çevre yolu… Yahu tamam işte, mesele bu… Nerdeydin şimdiye kadar, çevre yolunun yapılması için kılını kıpırdattın mı?

Üç yıl önce “taşınacağım” imzası atılırken neden yürümedin. Taşınırken mi aklına geldi yol?

Kaportacım; 56 Mehmet, Elektrikçim Hasan, Motorcu Adnan, Yusuf Ustaların hepsinin Evren de dükkânları var… “Taşınacağız, direnmeyeceğiz” dediler…

Peki, bu yürüyenler kim?

Fakir fukara, kalfayı, birkaç çırağı arkasına katarak önde giden, önderler kim?

Gitmeden önce merkezde olmanın avantajını avantaya çevirmek isteyenler…

ıçlerinde yeni tezgâh kurmuş mağdurlar da var tabi…

Efendim dükkânımın değeri… Allah’tan kork yahu, zamanında o dükkânlar taksitle cüzi değerlerle verilmedi mi? şimdi ölüsü para! Üstelik imar da verildi.

Ha çık; “Topçu meydanındaki hanın çevresinde… Süleymaniye, ıpekyol, Eyyübiye civarında kümelenen sanayi dükkânları ne olacak?” De.

Evrenin yeri yanlış seçilmiş, de!

Eyvallah, haklısın, diyeyim…

Çık, deki; “Evren sanayinin neden katı-sıvı arıtma tesisi yok?” Ona da eyvallah diyeyim. Ama bunların hiç birini demiyorsun be kardeşim… Hep bana Rebbena olmaz ki?

Varsa yoksa Akçakale yolu üzerinde yakın yerden Harran Ovası’na zehir dolu atık akıtacağım inadı… Yok baba, ben vatandaş olarak senin samimiyetine inanmam…

Allahını, kitabını seversen söyle kardaş! Bak, yemin ettirdim.

Eğer o belediye makamında ‘Onbin-Acurlar’ ya da ‘Cengâverler’ kabilesinden biri olmuş olsaydı? O binanın çevresine yaklaşabilir miydin? Mutlaka kabile üyelerinden biri sanayide olurdu…

Değil polis dumanı, alimallah sanayiden çıkamazdın… Ve sen asla o yürüyüşün başına geçemezdin.

Geçerdim dersen, elini öperim be kardeş…

Bilir misiniz?

şu Cavsak deresine sanayinin akıttığı ağır metalar var ya… Gürcü tepesindeki kuyularla şehrin içme suyuna karışıp, senelerce pompalandı…

Paşabağı’nda yetişen sebzelerle ağır metalarla birlikte ahaliye kanser olarak geri döndü…

Ne dersin Usta!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.