DÜNYA Gazetesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde 81 ildeki oda ve borsa başkanlarıyla illerin ekonomisini masaya yatırıyor. “Başkanlar Konuişuyor” söyleşi dizisinde bu hafta Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Halil Peltek, kentin güçlü yanlarını, potansiyelini, sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı.

Peltek, ‘Vahşi sulama’ dönemini acilen sona erdirmek gerektiğine vurgu yaptı.

İşte ŞUTSO Başkanı Halil Peltek’in değerlendirmesi: 

”Güneydoğu Anadolu Projesi sayesinde Türkiye’deki en fazla sulanabilir tarım arazilerine sahibiz. Bölgemizin verimli topraklarında Türkiye’nin en çok pamuk, buğday, mısır ve fıstık üretimini yapıyoruz. Türkiye’nin tarımda lokomotifi olabilecek düzeyde altyapıya sahibiz. Bu vesileyle tarıma dayalı sanayi, Şanlıurfa’da son 5 yılda çok hızlı gelişti. Burada 4 organize sanayi bölgemiz (OSB) tamamen bitmiş durumda. Şanlıurfa OSB için 2000 hektar genişleme talebimiz de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından onaylandı. Genişleme alanı devreye alındığında, Türkiye’nin beşinci büyük OSB’si olacak. İlimiz; tarım, sanayi ve turizm olmak üzere 3 alanda ilerliyor. Turizmde başta Göbeklitepe olmak üzere Karahan Tepesi, Saklıkent, Takoran Vadisi, Halfeti, Harran Ovası ve Balıklı Göl ile eşsiz bir potansiyele sahibiz. Tescilli 2700 tarihi mekanımız var. Sanayide de pandemi sürecinde 5000 istihdam artışımız oldu. Şanlıurfa, ekonomi ve nüfus olarak çok hızlı büyüyor. İlimizde 65 bin genç nüfus bulunuyor. 19-20 yaş ortalaması ile şu anda en genç nüfusa sahibiz. O nedenle istihdam alanlarını sıkça açmaya çalışıyoruz.

İLİMİZE GELEN YATIRIMCI BÜYÜMEK İÇİN İLAVE ALAN İSTİYOR

İstihdamı artırmak üzere, başta bölgeye uygulanan teşvikler ile gelip yatırım yapıldığında Şanlıurfa’da 10 yıl SGK muafiyetinin yanı sıra 10 yıl KDV muafiyeti söz konusu. İlimizde tekstil ve ayakkabı sektörlerinde 25 fabrika yatırımı yapıldı. Gelen yatırımcılar da büyümeye başladılar ve tekrar yer talebinde bulunup yatırımlarına devam ettiler. Öte yandan OSB’lerde il dışından yatırım için sıra bekleyen firmalar var. Gaziantep’ten, İstanbul’dan tekstilci ve iplikçiler geliyor.

İlimizde sanayi yatırımları yapılırken, istihdamın artırılması adına araziler neredeyse bedelsiz veriliyor. Örneğin farklı bir şehirde arazi metrekaresi 1.200 dolarken, Şanlıurfa’da metrekaresi 5 dolardan satılıyor. Hükümetin de verdiği destekler ile ayakkabıcılık gibi iş gücü yoğun sektörde ilimizde bin kişiyi istihdam eden yatırımcı var. Bin kişi çalıştıran bir sanayici, ayda hiçbir şey kazanmasa bile SGK primi desteğinden dolayı cebinde 1 milyon TL kalıyor. O nedenle buraya talep çoğaldı. Şanlıurfa, yatırım konusunda Türkiye’nin yıldızlarından biri ve ekonominin lokomotifi olacak.

Ayrıca ilimizde fabrikaların kiralanması konusunda da yatırımcıya avantaj sağlıyoruz. Kiralama değeri 50 bin TL olan fabrikayı, kuluçka anlamında yatırım oluşması için 3.600 TL’den veriyoruz. Bu da sembolik bir rakam. Bölge bu fiyat ile yatırımcı tarafından denetleniyor. Ardından hemen 50 dönüm, 100 dönüm isteyen oluyor. Buradaki idarecilerimiz de her işi kolaylıkla sağlamaya çalışıyorlar.

ORTADOĞU PAZARININ KAPISIYIZ

Şanlıurfa, yatırım açısından Türkiye’nin en sağlam limanlarından biri. Ortadoğu pazarının kapısıyız. Yapılan fabrika yatırımı 5 yılda kendini amorti ediyor. Turizm açısından bakacak olursak da herkes, medeniyetin beşiği Şanlıurfa’yı görmeli. Önceden bir otel yatırımı kendisini 25 yılda amorti ediyordu. Günümüzde bu 6-7 yıla indi. Kalkınma açısından Türkiye’nin en avantajlı şehirlerinden biri Şanlıurfa’dır.

VAHŞİ SULAMAYLA SADECE TOPRAĞI DEĞİL, GELECEĞİMİZİ DE HEBA EDİYORUZ

Şanlıurfa tarım sektörünün lokomotifl erinden biri konumunda. Ancak, sulama konusunda dikkat çekmek istediğim bir konu var: Dünya, vahşi sulamadan çıktı; ancak biz hâlâ vahşi sulama yapıyoruz. 50 yılda oluşabilecek katmanlı topraklarımız bir sulamada drenaj olup gidiyor. Yeni sulama sistemlerimiz damlama ve yağmurlama. Ancak, halen yaygın olan vahşi sulama nedeniyle Harran Ovası telef oluyor. Buna acilen bir çözüm bulmak lazım. Damlama sulama sistemine acilen geçmek lazım. Dünya mirasımız olan Harran Ovası 11 bin 500 yıllık bilinen tarihiyle bize kalmış. Ancak bu gidişle 300 yıl sonra bu toprakları kaybedeceğiz. Bunun altını kırmızı kalemle çizmek lazım.”

 

Kaynak: Dünya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.