Gap Gazeteciler Cemiyet Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel sekreter yardımcısı Mehmet Canbeyli Urfada yaşanan bazı olaylara dikkat çekti.
Tefecilik ve sözde mafya konusunu işleyen Canbeyli yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi “Şanlıurfa’da son dönemde nereye gitseniz, kiminle konuşsanız aynı cümlelerle karşılaşıyorsunuz:
“Her yerde mafya, tefecilik var…”
“Şehir elden gidiyor…”
“Kim kime güvenecek?”
Bu sözler basit bir dedikodu değil; toplumun derin endişesinin dışa vurumudur. Çünkü korku, söylentiyle değil, yaşananlarla büyür.
Haşimiye Meydanı’nda yaşanan son olay, bu endişelerin neden bu kadar yüksek sesle dile getirildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Şehrin kalbi sayılan, yerli-yabancı binlerce insanın her gün geçtiği bir noktada, mafya vari yöntemleri andıran bir hadisenin yaşanması sıradan bir asayiş olayı olarak geçiştirilemez.
Sorun tam da burada başlıyor.
Bir başka kanayan yara tefecilik; nerdeyse Urfada güncel hayatın önemli konuları arasına girdi.
Emniyet zaman zaman gereğini yapıyor. Fakat bu suça karşılık verilen cezanın caydırıcılığı malesef çok düşük!.
Buda tefecilerin iştahını kabartıyor.
Eğer bir şehirde insanlar, gündüz vakti olaylar karşısında “Acaba yarın ne olacak?” diye düşünüyorsa, ortada sadece bireysel bir suç değil, toplumsal bir güven sorunu var demektir.
Bugün Şanlıurfa’da konuşulan şey şudur:
– Kim güçlü, kim dokunulmaz?
– Hukuk mu işliyor, yoksa korku mu?
Devlet mi hâkim, yoksa gölgede büyüyen sözde yapılar mı?
Bizce Devlet hakim olmalıdır.
Gücünü heryerde ziyadesiyle his ettirmelidir.
Bu soruların yaygınlaşması, söylentilerin gerçeklerden daha hızlı dolaşması bile başlı başına bir alarmdır.
Elbette herkes biliyor ki devlet vardır, güvenlik güçleri vardır ve suçla mücadele kararlılıkla sürdürülmektedir. Ancak algı ile gerçek arasındaki mesafe açıldığında, o boşluğu korku doldurur. Mafya yapılanması söylemi de tam bu boşlukta büyür.
Asıl tehlike, mafyanın varlığı kadar, var olduğuna inanılmasının normalleşmesidir.
Bir şehir “bunlar olur” demeye başladığı an, kaybetmeye başlar.
Şanlıurfa sahipsiz değildir.
Ama Urfa’nın bu tür olaylarla anılmasına da kesinlikle izin verilmemelidir.
Haşimiye’de yaşanan hadise, sadece bir olayda küçümsenmemeli. Şehir nereye gidiyor?
sorusunu yüksek sesle sormalıyız/ sorgulamalıyız.
Bu soruya net, şeffaf ve güçlü cevaplar verilmediği sürece söylentiler susmayacak, endişe büyüyecektir.
Unutulmamalıdır ki:
Bir şehirde huzur, sadece suçun azalmasıyla değil, insanların kendini güvende hissetmesiyle sağlanır.
Şanlıurfa’nın ihtiyacı olan da tam olarak budur:
Korkunun değil, hukukun konuştuğu bir şehir.


