CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 103’üncüsü Kütahya’da yapıldı.
Kütahya Belediyesi’nin yanında bulunan Şehit Emniyet Müdürü Uğur Gökcan Sokak’ta bir araya gelen yurttaşlara seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün buraya; büyük saldırılara rağmen bir direnişin tam içinden ve sizin güzel kalplerinizdeki dayanışma duygularını alarak koltuklara, makamlara değil; Anadolu’nun irfanına, Kütahya’nın vicdanına güvenerek; seçtiğine sahip çıkan, Gazi’nin emaneti Cumhuriyetin en önemli kazanımına sahip çıkan, sandığa sahip çıkan Kütahya’yla birlikte direnmeye, mücadeleye, eyleme geldim eyleme” dedi.
74 yıl aradan sonra kazanılan Kütahya Belediyesi için Kütahyalılara teşekkür eden Özel, “Biz bu güzel şehrin belediyesini 74 yıl boyunca kazanamadık. Ama bu şehre kusur bulmadık, sırtımızı dönmedik, küsmedik ve hep Kütahya’yı anlamaya çalıştık. Çalıştık, çabaladık, mücadele ettik ve nihayet 2023’teki büyük değişimden sonra, 2024’te 31 Mart’ta Kütahyalılara Eyüp Kahveci’yi aday yaptık, emanet ettik. Kütahya ona sahip çıktı; emaneti Eyüp Başkan’a verdi, partimize verdi” diye konuştu. Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Kütahya’yı bir parti, o partinin adayı veya o partinin genel başkanı kazanmadı. Kütahya’daki demokratlar, Kütahya’daki demokratların ittifakı, ‘Kütahya İttifakı’ kazandı. Kütahya İttifakı; Kütahya’nın sosyal demokratlarını da, muhafazakar demokratlarını da, milliyetçi demokratlarını da, Kürt demokratlarını da, sosyalist demokratlarını da, liberal demokratlarını da, umudu demokraside olan, kurtuluşu birlikte arayan herkesi kapsadı.
“Kütahya, nüfusu artacağına azalmış 570 binde kalmış”
Eyüp Başkan Kütahya’ya hizmetle görevlendirildi. Bu kentte Eyüp Başkan; bu kentin sokaklarında yürüyen, havasını soluyan, derdini bilen, çareyi bilen biridir. Birtakım imkansızlıklarla, maalesef iktidarın ‘Silkeleyin’ dediği muhalefet belediyelerinden biri olduğu için kendisine kalan borçlar sırtında yük olduğundan zor bir dönem geçiriyor. Ama memnuniyet anketlerine baktığınızda Kütahya ondan memnun. Kütahya onun gayretini, emeğini ödüllendiriyor.
Bugün Kütahya’da bu güzel insanların yüzüne, gözüne bakıyorum ve şunu görüyorum. Diyorlar ki, ‘Biz çok daha iyisini hak ediyoruz’. Ya burası Kütahya, Anadolu’nun ortasında öyle bir yer ki, Kütahya olmasa, Gazi’nin ve İsmet Paşa’nın ordularına sahip çıkmasa, direnmese, teslim olmasa ne Kütahya var ne Türkiye var. Ne çok şey borçluyuz biz bu zaferin şehrine, Büyük Taarruz’un şehrine.
Diyorsun ki: ‘İstanbul çalışıyor; Kocaeli, Bursa, Denizli çalışıyor; Konya, Kayseri çalışıyor; limanlar çalışıyor, ihracatlar yapılıyor’. Dünya kadar toplanan vergilerden Kütahya payını almalı. 2025 yılında 18 milyar lira vergi ödemiş Kütahya. 7,5 milyar lira yatırım bütçesi var Kütahya’ya. Bırakın Kütahya’ya sahip çıkmayı, Kütahya’dan kepçeyle almışlar, kaşığın yarısıyla vermişler, akılalmaz bir durum ortada.
Kütahya’da öyle bir durum var ki, AK Parti geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü, Kütahya’nın nüfusu 657 bin. O gün Türkiye’nin nüfusu 68 milyon. O günden bugüne Türkiye 19-20 milyon büyüyor. Aynı hesapla Kütahya’ya bakınca bekliyorsun ki, nüfusu 850 bin olacak, büyükşehir olacak ve ona göre yatırım alacak, gelişecek. Nüfusu artacağına azalmış Kütahya 570 binde kalmış.
Dünyaya baksın herkes; emekliye kim sahip çıkıyor, asgari ücretliye kim sahip çıkıyor, ücretleri kim yükseltiyor? Bu dünyada sosyal demokratların işi. Bugün İspanya’da kardeşimiz, yoldaşımız Pedro Sanchez nasıl yoksullukla mücadele ediyorsa, nasıl düşük gelir seviyesindekiler için çalışıyorsa biz de öyle yapacağız. Açıkça söylüyorum: CHP sermayeye düşman değildir, patron düşmanı değildir, yatırımcı düşmanı değildir. Ama kalkınmacı, kalkınmak için, ihracat için, üretim için tüm imkanları yaratmaktan yanadır. Ama CHP daha çok kazanmanın garantisidir; adil bir vergi düzeninin, hakça bölüşmenin garantisidir. Bu düzeni değiştireceğiz, bu düzeni yıkacağız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan vergi almayacağız.
“Emekliye lazım paranın 150 katını, asgari ücretliye lazım paranın 110 katını, çiftçiye lazım paranın 90 katını yaktılar”
Şimdi ekonomide öyle bir dönemdeyiz ve öyle bir beceriksizlikle karşı karşıyayız ki Türkiye ekonomisini kırılgan, krizlere dayanıksız yapan bu iktidar…Şimdi bir kez daha büyük bir beceriksizlikle geçmiş dönemde milyarlarca lirayı zengine verenler, bu sefer seçimleri Ekrem İmamoğlu kazanacak diye, CHP kazanacak diye geçen sene 19 Mart’ta bir darbeye giriştiler. Bunun karşılığında Türkiye’nin dünya kadar kaynağını sattılar; emekliye lazım paranın 150 katını, asgari ücretliye lazım paranın 110 katını, çiftçiye lazım paranın 90 katını yaktılar. Korumasız, kırılgan, aciz bir ekonomi yarattılar.
“Her şeyin fiyatı artarsa daha sonra bu enflasyona döner; petrol düşse de fiyatları düşüremezsin”
O şartlar altında İran’daki savaşa yakalandılar. İşte o yüzden şimdi Türkiye’deki petrol fiyatları fırlayınca anında pompaya yansıyor. Hemen Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzu topladım, Türkiye’nin en kıymetli ekonomistlerinin olduğu 11 kişilik kurulu. Ne yapmak lazım dedik; biz olduğumuzda ne yapacağız, ne yapmalılar şimdi dediler ki kesinlikle petrol artışı pompaya yansımasın. Yansırsa enflasyon patlar, tutamazsın. Ne önerelim? ÖTV var dediler; yüzde 40’a kadar eşelmobil yapın, ÖTV’den karşılayın, pompaya yansımasın. Tam hatırlayın: arabalar dizilmiş benzinlikler önünde 1 kilometre, zammı yapacaklar o gece. Ben önerdim, biz önerdik; yapmayın dedik, intihar olur dedik. O gece zammı durdurdular. Ertesi gün dediğimizin 4’te 3’ünü, yani 4 lira artıyorsa 1 lira yansısın, 3 lira ÖTV’den karşılansın. O günden bu güne, bu şekilde tutuldu. Ama ÖTV’den karşılanacak pay aşıldı. Şimdi habire pompaya yükleniyorlar; 80 lirayı gördüler. Yine uyardık: yüzde 20 KDV var, KDV’den karşılansın, vatandaşa yansımasın. Niye? Çünkü şundan: yarın Hürmüz Boğazı açılır, brent petrol düşer; benzin fiyatını düşürürsün, kaybın ÖTV kadar olur, KDV kadar olur. Ama sen bunu yapmazsan her şeyin fiyatı artarsa daha sonra bu enflasyona döner; petrol düşse de fiyatları düşüremezsin. Ne oldu?
“Türkiye’de zammın geri geldiğini kim görmüş?”
Bu sefer bizi dinlemediler; fiyatlar uçtu gitti ve dün maalesef akaryakıta olan zamlar yüzünden elektriğe yüzde 25 zam geldi, doğal gaza yüzde 25 zam geldi. Şimdi yandı gülüm keten helva. Bundan sonra sen misin elektriğe zam yapan? Hadi bakalım ekmeğe zam. İğneden ipliğe her şeye zam; sebzeye, meyveye, her şeye zam. Sonra Hürmüz açılsa da kim alacak yapılan o zamları geri? Türkiye’de zammın geri geldiğini kim görmüş? Laf dinlemediler, yeni bir enflasyon dalgasını hayatımızın içine gelecek aydan itibaren sokuyorlar. Ayrıca orta vadeli programda enflasyon hedefi yüzde 16; üç ayda, ocak, şubat, mart yüzde 10’u geçti. Öyle anlaşılıyor ki bunların bir yıllık hedefi altı ayda fazlasıyla geçilecek. Olan kime olacak? Yine emekliye olacak, yine asgari ücretliye olacak. Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Ya bu işi söylediğimiz tedbirleri alarak vatandaşı koru ya da bırak; sen bu işleri yapamıyorsun. CHP gelsin, emeklisine, emekçisine sahip çıksın.
Bu toplumda derdi tasası olan kim varsa yüzünü güldürmek için bir seçimlik koşu kaldı”
Kötülüğün sonu yok, Ekrem başkanı içeride tutuyor. Bırakması gerekiyor, bırakmıyor. Canlı yayında ver, millet duysun diyoruz iddianamesine güvenmiyor. Geçen sene bugünlerde başladı neredeyse 10 ay sürdü. Her yalanda çıktım, ‘ben buradayım’ dedim. ‘İddianamede bunlar olmayacak, bunlar yalan’ dedim. TGRT’yi, A Haber’i hatırlayın. Gece gündüz bir yalanı tekrar edenleri hatırlayın. 560 milyar yolsuzluk dediler 56 kuruşun ispatı çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, yalan çıktı. ‘Parkelerin altından Euro’lar, dolarlar çıktı’ dediler tamamen sahtekarlık ürünü çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin koltuğun arkasında kasa çıktı, doğruydu, AK Parti dönemindendi. ‘İçinden dolar çıktı dediler’ yalan çıktı. Ekrem İmamoğlu’nun arabaları’ dediler hepsi MHP’li milletvekilinin çıktı. Beklenen iddianame bomboş bir peçete çıktı. O iddianame hergün, her bir arkadaşımıza sıra geldikçe namuslu arkadaşlarımızın ayakları altında ezilmektedir. Tayyip Erdoğan bir yıl önce ‘bir aya kalmaz insan içine çıkamazlar’ dedi. Bir yıl sonra Kütahya’da insanların arasındayım. Eninde sonunda Kütahya’da alnımızın akıyla karşısınıza çıktım.
381. gün 103. eylemimizdeyiz. İsterse sonuna kadar kaçsın bin günün sonunda dünyanın en büyük seçim kampanyasına hedefe ulaştırarak güvenliğimizi sağlayan polisin de yüzünü güldüreceğiz, karşılarına diktikleri gençlerin de. Jandarmanın da yüzü gülecek atanmayan öğretmenin de. Bu toplumda derdi tasası olan kim varsa hepsinin yüzünü güldürmek için bir seçimlik koşu kaldı. Şimdi Ekrem Başkan içeride olabilir. Yerine bana bir cumhurbaşkanı adayı lazım, var mısınız, var mısınız? Ekrem Başkan yerine yürümeye, AK Parti’nin kara düzenini bitirmeye var mısınız? İktidar yürüyüşüne var mısınız? Benim cumhurbaşkanı adayım olmaya var mısınız? Bu düzeni birlikte değiştirmeye var mısınız? Siz varsanız, biz de varız. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun, yürüyelim arkadaşlar…”
ANKA

