"Aziz İhsan Aktaş davası"nda ikinci gün başladı - Urfa Hizmet HABERUrfa Hizmet HABER "Aziz İhsan Aktaş davası"nda ikinci gün başladı - Urfa Hizmet HABER

“Aziz İhsan Aktaş davası”nda ikinci gün başladı

33’ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının ikinci günü, sanık savunmaları alınıyor

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda görülen, CHP’li bazı belediye başkanlarının da arasında bulunduğu 200 sanıklı “Aziz İhsan Aktaş davası” olarak bilinen davanın ilk duruşmasının ikinci günü başladı.

Sanıklar arasında, “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş ile tutuklu belediye başkanları Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar; tutuksuz Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de de bulunuyor.

Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 no’lu salonda görülen duruşmanın ikinci gününde, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.

Sabah erken saatlerde, bazı sanık avukatları ve basın mensuplarının yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci, Burhanettin Bulut, Gökan Zeybek, CHP milletvekilleri Mahmut Tanal, Müzeyyen Şevkin, Orhan Sümer, Ayhan Barut, Bülent Tezcan ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin ile bazı sanık yakınları da Silivri’ye geldi.

Savunmalar tutuklu sanıklardan başladı

Duruşmada ilk olarak, 8 Temmuz’da tutuklanan ve “rüşvete aracılık etmek” suçlamasıyla yargılanan Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan’ın savunması alındı.

Kayhan, göreve başladığı dönemde Adıyaman’ın, hem devlet kurumlarının hem de belediyenin yürüttüğü altyapı çalışmaları nedeniyle adeta bir şantiye alanı olduğunu belirterek, şu savunmayı yaptı:

Kış yeni çıkmıştı, yollar kazılmış, kent ciddi sorunlarla boğuşuyordu. Belediye binasının yıkılmış olması nedeniyle kurumsal hafıza da kısmen yok olmuştu. Yıllardır belediyecilik tecrübem olduğu için, bu süreçte Adıyaman’da faydalı olabileceğimi düşünerek göreve başladım. Gündüzleri sahada, sokaklardaki sorunların çözümüyle ilgileniyor, akşamları ise arkadaşlarımla birlikte belediyenin kurumsal yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyordum. Adıyaman Belediyesi’ne ait su deposu içerisinde bulunan bir konteynerde kalıyor, geceleri de burada müdürlüğümüzün kurulmasına ilişkin çalışma yönergeleri hazırlıyordum.

“Hayatım gece gündüz Adıyaman Belediyesi için çalışmakla geçti”

Hayatım, gece gündüz Adıyaman Belediyesi için çalışmakla geçti. Gündüz belediyede ve sahada, geceleri ise kaldığım küçük konteynerde çalışmalarıma devam ettim. Bunu yapmamın tek nedeni, Adıyaman’da yaşanan büyük travmalardı. İnsanlar yakınlarını kaybetmiş, derin acılar yaşamıştı. Ben, insanların acısını hisseden biriyim. Bir parça ekmek gördüğümde onu yerden alırım; çünkü onun emekle, alın teriyle üretildiğini bilirim. Ancak üzülerek söylüyorum, bu ülkede kötülük sıradanlaşmıştır. İnsanlar kendi konforları uğruna başkalarına yalan söyleyebilmekte, iftira atabilmekte ve hayatlarını karartabilmektedir. Ben de böyle bir iftirayla karşı karşıya kaldım ve bu nedenle 8 aydır cezaevindeyim.

Hakkımda ifade veren Savaş Çetinkaya’yı 2016 yılından, İzmir’den tanırım. Altaş firmasında birlikte çalıştık. Personel alımlarında kendisiyle sık sık irtibat kurardım. Aramızda uzun yıllara dayanan bir arkadaşlık ve zaman zaman para alışverişi olmuştur. Belediye başkan aday adaylığı sürecimde Ankara’da da yanımdaydı; sürekli görüşür, destek olurduk. Ancak bu arkadaşım, anlam veremediğim bir şekilde bana iftirada bulunmuştur. Yıllardır süregelen arkadaşlık ilişkisi ve para alışverişi, dosyada rüşvet olarak gösterilmektedir. Kendisine gönderdiğim 25 bin lira, sanki ondan rüşvet almışım gibi dosyada aleyhime kullanılmıştır. Oysa dosyada açıkça görüldüğü üzere, aramızda karşılıklı para transferleri bulunmaktadır. Savcılık makamı bu hususu göz ardı ederek, beni rüşvet almış gibi göstermektedir. Bunu kabul etmiyorum. 4 Temmuz akşamı kendisi beni arayarak, İzmir’de tutuklanan bir arkadaş için avukat parası istedi. 30 bin lira göndereceğimi söyledim. Ertesi sabah, 5 Temmuz’da polisler tarafından aranarak belediyeye çağrıldım ve kendi isteğimle giderek gözaltına alındım. Bu kadar yakın ilişkide olduğum bir arkadaşın beni bu duruma düşürmesini anlamakta zorlanıyorum.

“Kimseden rüşvet almadım, kimseye de rüşvete aracılık etmedim”

Ceyhan Kayhan, başlangıçta “irtikap” iddiasıyla gözaltına alındığını, sonrasında “rüşvete aracılık” iddiasının yöneltildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

Kimseden rüşvet almadım, kimseye de rüşvete aracılık etmedim. Tüm değerlerim üzerine yemin ederim. İddia makamı, sözde rüşveti bir ihale sürecine bağlamaktadır. Oysa görev yaptığım bir buçuk yıl boyunca ilgili firma ya da bağlantılı firmalara hiçbir ihale verilmemiştir. Göreve başladığımızda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Avrupa Birliği fonları ve diğer belediyeler tarafından temizlik araçları belediyemize tahsis edilmişti. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda yeni bir ihaleye gerek olmadığına karar verdik. Zaten söz konusu firmanın ihalesi 30 Eylül’de sona ermektedir. Bir ihalenin başlatılabilmesi için en az 3–3,5 ay önceden sürece girilmesi gerekir. Biz haziran ayında bu ihaleye çıkmamaya karar verdik ve çıkmadık. Dolayısıyla ihaleye aracılık ettiğim iddiası tamamen dayanaksızdır.

Hakediş ödemeleriyle ilgili iddiaların da gerçeği yansıtmadığını söyleyen Kayhan, “Ortada olmayan bir ihale ve olmayan bir menfaat üzerinden, bana isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Yıllardır belediyede çalışıyorum hakkımızda açılan hiçbir dava yok. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyoruz. İddia makamında geçen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 8 aydır cezaevindeyim. Ailem İzmir’de ve her ay buraya gelmeye çalıştılar. Çok zor bir süreçti bizim için. Umarım bu da son olur. Tahliyemi istiyorum” dedi.

Kadir Aydar: “Aktaş ve akrabalarının, benim görev sürem içerisinde belediyeden aldığı herhangi bir ihale yok”

Rüşvet almakla suçlanan tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddederek, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Aydar, 2024’te Ceyhan Belediye Başkanı seçildiğini, bu tarihten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın ya da yakınlarının belediyeden aldığı herhangi bir ihale bulunmadığını söyledi. Kendisinden önceki döneme ait ihalelerin de kendi döneminde devamı ya da yenilenmesinin söz konusu olmadığını bildiren Aydar, şunları kaydetti:

Tekrar ediyorum, Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının, benim görev sürem içerisinde belediyeden aldığı veya devam ettirdiği herhangi bir ihale yoktur. Aktaş ailesine ait şirketlere yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Aynı tarihlerde, belediyeden alacağı bulunan diğer firmaların da ödemeleri yapılmıştır. Bu firmalara yapılan ödemeler, özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir; belediyenin borcu bulunan tüm firmalara yapılan rutin ödemelerdir.

İhsan Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını ve bunun rüşvet olduğunu iddia etmektedir. Ancak Sayın Başkanım, babamla ev pazarlığı yaptığını söylediği 25–26 Temmuz tarihinde, akrabalarına ait şirketlerin belediyeden alacağı yalnızca 1,5 milyon TL’dir. Tapu devrinin yapıldığı ağustos ayında da bu alacak yine 1,5 milyon TL’dir. Daha da önemlisi, kasım ayında 300 bin dolar verdiğini iddia ettiği tarihte, şirketlerinin belediyeden alacağı tek bir kuruş dahi yoktur. Sayın Başkanım, 1,5 milyon TL alacağı olan bir şirket için 20 milyon TL ödeme yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hiçbir alacağı bulunmayan bir şirket için 300 bin dolar verilmesi ise akla ve mantığa sığmamaktadır.

“Babam müteahhit, Aktaş ile olan ilişkisi tamamen ticari”

Savcılığın dahi çıplak haliyle 15 milyon TL olarak belirttiği bu daireler, babam tarafından full eşyalı ve özel tasarımlı şekilde Aziz İhsan Aktaş’a 15–16 milyon TL bedelle satılmıştır. İhsan Aktaş ise ifadesinde bu evleri 20 milyon TL’ye aldığını söylemekte; 4 milyon TL’yi tapuda, 6 milyon TL’yi ayrıca ve 300 bin dolar ödediğini iddia etmektedir. Ancak iddia edilen 6 milyon TL’lik ödeme, daire satışıyla ilgili değildir. Bu bedel, babam tarafından kendisine satılan araçla ilgilidir. Savcılık tespitlerine göre aracın kasko değeri 12 milyon TL olmasına rağmen, araç kendisine 6 milyon TL’ye satılmıştır. Trafik devri yapılmış, araç fiilen teslim edilmiş ve Aktaş tarafından kullanılmıştır. Bu husus HGS, MOBESE kayıtları ve trafik cezalarıyla da sabittir. Dolayısıyla araç, iddia edildiği gibi değerinin üzerinde değil; piyasa değerinin çok altında satılmıştır. Sayın Başkanım, anlattığım tüm bu rakamlar ve hususlar savcılığın kendi tespitleriyle dosyaya girmiştir. Ben Aziz İhsan Aktaş’tan 300 bin dolar almadım. Eğer böyle bir para almış olsaydım, bunu inkar etmezdim. Çünkü burada babam ile Aktaş arasında yapılan bir ticaret söz konusudur. Babam daireyi sattığını kabul etmektedir. Ortada suç teşkil eden bir durum yoktur. Ticaret yapmak suç değildir.

“Babamın hiçbir ticari ilişkisine dahil olmadım”

Başkan Kadir Aydar, babasının hiçbir ticari ilişkisine dahil olmadığını belirterek, “Babam, Türkiye genelinde faaliyet gösteren, müteahhitlik yapan, Ceyhan Ticaret Borsası Başkanı olan başarılı bir iş insanıdır. Aziz İhsan Aktaş ile olan ilişkisi tamamen ticari niteliktedir. Bu ticaretin kazanan tarafı da Aktaş’tır. Ben bu ticari detaylara, ancak gözaltına alındıktan sonra vakıf olmak zorunda kaldım” dedi. Aydar, iddianamede konu edilen hiç malın değerinden yükseğe satılmadığını belirterek, “Aziz İhsan Aktaş ‘rüşvet verdim’ diyor ama verdiği rüşvet, malın değerini karşılamıyor” şeklinde konuştu.

ANKA

steak

steak

steak

steak

steak

steak