HARRAN KAPISI
Urfa şehir surlarının güneyinde bulunan Harran Kapısı’nın kuzeye bakan kitabesinde, bu kapının Eyyubi sultanlarından el-Melik’ül Muzaffer Şahabeddin Gazi Ebubekr b. Eyyub tarafından yaptırıldığı yazılı olup, kapının 1218-1222 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. “Harran Kapısı”nın güney cephesine bitişik inşa edilmiş beşik tonozlu bir mimariyle 17. Yüzyılda yapılmış olan bu tarihi mekânda 1950 ile 2010 yılları arasında “Yasin’in Kahvehanesi” yer almaktaydı.
Harran Kapısı’nın 40 metre güneyinde Kahvehanenin karşısında yer alan “Hacı Lütfullah Camisi”nin inşa tarihi bilinmemekle beraber kapı üzerindeki kitabede 1720 yılında onarıldığı yazılıdır. Buradan hareketle, caminin 17. yüzyılda yapıldığını söyleyebiliriz. Sur kapısının kapalı olduğu zamanlarda, şehre gelen yolcuların ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan bu caminin hemen karşısında, sur duvarına bitişik inşa edilmiş tarihi karakol (son dönemde kahvehane olarak kullanılan) yapısı da cami ile aynı tarihlerde inşa edilmiş olmalıdır.
MÜZİK BANTLARIYLA MEŞHUR YASİN’İN KAHVEHANESİ
Yasin’in Kahvehanesi, Harrankapı’da şehir surlarının içinde yer alan eski Urfa yapılarından biridir. Bugünkü Gazi Lisesi’nin bulunduğu yerdeki Osmanlı dönemi Süvari Kışlası’nın ek yapısı ya da karakol olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kahvehanenin duvarlarında, askerlerin künye ve terhis tarihleriyle kazınmış izler bulunmaktadır. Güney ve kuzey yönlerine açılan çift giriş kapısı, mekâna ayrı bir özellik kazandırır. 1950’lerden 2000’lere kadar “Yasin’in Kahvehanesi” olarak faaliyetini sürdüren mekânda yaşlılar için kerevit (taht), gençler için çapraz ayaklı kürsüler ve alçak masalar bulunurdu. Duvarları yerel sanatçıların fotoğraflarıyla süslenmiş bu kahvehane, hem Urfa’nın sosyal hayatının canlı bir parçası olmuş hem de kültürel belleğinde unutulmaz bir iz bırakmıştır.
Urfa’da, sahibinin ismiyle tanınan “Yasin’in Kahvehanesi” denildi mi, akla hemen “mahalli müzik bantları” gelirdi. Urfa’da kasnak bant çalınan teypler kimsede yok iken, Grundig marka teyple 1965 yılında bu mekânda tanışmış meraklılar. Tabi öncelikle Yasin’in müzik merakı bu olguyu oluşturmuş. Müzik icra etmek kadar müzik dinlemeye de düşkün Urfalılar, yıllarca bu tarihi kahvehanede sahibi tarafından kaydedilen mahalli bantları zevkle dinlemişlerdir.
Tarihi kahvehanede yıllarca musiki, edebiyat, şiir sohbetlerinin yanı sıra, televizyonun Urfa’da olmadığı dönemlerde, “Yasin’in Kahvehanesi”nin müşterileri özellikle taş plak ve mahalli müzik bantları dinlemek için gelirlerdi. Urfalı mahalli müzik sanatçılarının da sıkça geldiği kahvehaneye komşu illerden bant dinlemek için gelip giden müşteriler de görülürdü. Burada müzik bantları çalınan mahalli sanatçılar, zamanla bu sayede tanınmış ve meşhur olmuşlardır. Tarihi kahvehane, birçok Türk filminde mekân olarak da kullanılmıştır.
1990’dan sonra televizyonun ve kasetçalarların yaygınlaşması ile bu tarihi kahvehanede kasnak bantlardan müzik dinleme zevki de ortadan kalkmıştır. Eski müşteriler de uğramaz olmuşlardır. Kasnak bantlarının çoğu Yasin’in çocukları tarafından evlerindeki arşive kaldırılmıştır. 2010 yılında ise bu tarihi yapı Şanlıurfa Belediyesince satın alınmıştır.
ŞANLIURFA MÜZİK MÜZESİ
Tarihi kahvehane, 2010 yılında Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba döneminde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınarak restore edilmiş ve 25 Eylül 2011 tarihinde “Şanlıurfa İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi” olarak hizmete açılmıştır. Müzede, Urfa müziğine dair bilgi panoları, çeşitli müzik aletleri ve fotoğraflar sergilenmektedir. Ünlü ses sanatçısı İbrahim Tatlıses’e ait özel eşyalar ile diğer Şanlıurfalı sanatçılar hakkında hazırlanmış bilgi ve ses arşivleri de ziyaretçilere sunulmaktadır. Ayrıca bir odada, Şanlıurfa’nın tanınmış sanatçılarının balmumu heykelleri yer almakta, böylece müze hem görsel hem de kültürel bir zenginlik kazanmaktadır. Bir zamanlar kahvehane olarak kullanılan bu mekânda artık Grundig teypten bantların sesi de eski müdavimlerin sohbetleri de yoktur. Ancak geçmişin hatıraları, müze kimliğiyle yaşatılmaya devam etmektedir. En kısa zamanda bu mekânı görmelisiniz.
[S. Sabri Kürkçüoğlu/Akademisyen-Kültürel Miras Araştırmacısı]



0 Yorum