
Mehmet Göncü
12 Ocak 2012
Güncel yaşamımın hemen hemen her saatinde insan odaklı birçok faaliyetle karşılaşırım.
İşte bu faaliyetlerin hem pozitif, hem de negatif yanları vardır.
Yaşama olumlu yönden bakanlar bir olayın ilkin güzel yanını görür, sonra da olumsuz tarafını irdelemeye ve incelemeye çalışırlar.
Öte yandan hayata karamsar olarak bakanlar ise, aynı olayın hep kötü ve çirkin yanını görürler ve o olayın iyi tarafını hiç görmezler.
İşte bu tür insanlar, yaşamları boyunca hiç mutlu olamazlar. Çünkü mutluluğa bakan pencerelerini kendi elleriyle kapatmışlardır da ondan.
Onun için atalarımız “Güzel bakan güzel görür” sözünü boşa söylememişlerdir.
Urfa’da, böyle güzel bakan ve güzel gören bir çok arkadaşım var. Onlar bardağın ilkin dolu kısmını görür, sonra boş kısmını irdelerler.
Sevgili okuyucularım çirkinlikler içerisinde güzeli görmeye örnek, mesnevide şöyle bir hikaye var:
Mevlana Celalledini Rumi bir gün arkadaşları ile bir sokaktan geçerken, ölmüş ve kokmuş bir uyuz köpek leşine rastlarlar. Bu çirkin görüntü karşısında Mevlana’nın yanındakiler yüzlerini buruşturup burun deliklerini elleriyle kapatırlar.
Mevlana ise, arkadaşlarına uyarı amacıyla şöyle söyler:
“Dostlarım, hele bir bakın yüce mevlam şu köpeğe ne güzel sedef ve inci gibi parlak ve güzel dişler vermiş.” Ve böylece akıllıca bir uyarı yapmış olur.
Bu manada özetle söylemek isterim ki; cenabı Allah (c.c) bizleri güzel bakan, güzel gören ve güzel ahlak sahibi olan kullarından eylesin.
Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileği ile kalın sağlıcakla…