
Cüneyt Gökçe
23 Haziran 2011
İçinde bulunduğumuz Haziran ayının 3. günü olan Cuma günü başlayan Recep ayı bütün bereketiyle devam ediyor. O gün ilk Cuma olması hasebiyle bir önceki geceki gece Regaip Kandilini idrak etmiş ve iyiliklere, güzelliklere barış ve dostluğa “rağbet” ederek üç aylara “hoş geldin” demiştik.
Dayanışma ve kaynaşmanın bütün çeşitliliği ve güzelliği ile devam ettiği bu mevsimde önümüzdeki hafta 28 Haziran 2011 Salı günü de Miraç Kandilini idrak etmiş olacağız. Çünkü o gün Recep ayının 26. günüdür. Bir başka deyimle o günün gecesi 27. gecedir. Miraç gecesi adı verilen bu gece gerçekleşen Miraç olayı irade edildiği ve gerçekleştirildiği şekliyle baştan sona insanlık ve onun saadeti adına yapılmış Allah’ın sonsuz bir ikramıdır.
Miraç gecesinde Allah Resulü ’nün kendi ümmetine çok değerli hediyeler getirdiği ifade edilir. Bu hediyelerin başında her türlü kötülüğe engel olduğu Kur’an tarafından belgelenen Namaz ibadeti gelir. Yüce Allah’ın affediciliği özelliği de bu gecenin bereketleri arasında sayılır ve Yüce Mevla’nın kendisine ortak koşulması dışındaki günahları –inşallah- affedeceği hususuna vurgu yapılır. Miraç hadisesinin önemli hediyelerinden bir tanesinin de Bakara Suresinin son iki ayeti olduğu belirtilir. “Amenerresulü” olarak bilinen söz konusu ayetlerin kısa mealleri şöyledir:
285-Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun resullerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.” dediler ve eklediler: “İşittik ve itaat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır.”
286-Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!
İlahi çağrının özelliğine dikkat çekilen ilk ayette özellikle peygamberler arası her ayırımın yapılmaması gerektiği vurgulanır. Çünkü hepsi de Yüce Allah’ın elçileri ve hak davanın davetçileridirler.
Rahmetin bütün berraklığı ile tecelli ettiği ikinci ayette de Yüce Allah’ın hiç kimseye gücünü aşan bir sorumluluk ve yük yüklemeyeceği noktası belirtildikten sonra acz ve kusurumuzu Yüce Allah’a nasıl sunacağımız hususu bizlere öğretilmekte ve duanın güzel bir örneği sunulmaktadır.
Dua ve ibadetlerimizin makbul olması temennisiyle…